Kalan hayatımın birinci günü – Dünya tarihi: 22.02.2022

Çocukluğumdan beri palindromik sayıları severim. Bazıları palindromik harf dizgilerini sevse de ben özellikle palindromik sayıları severim. Sanki içlerinde bir şifre taşırlar diye düşünürüm hep; yani, böyle bir sayıyı bize ileten, bir şey demek istiyordur diye gizemli bir tutum atfediyorum. Üstelik şifreyi size doğrudan ve ham haliyle vermiyorsa, mesela 11’in karesini hesaplamak durumunda kalıyorsanız daha da cezbedici.

Palindromlar hayatın özetidir. Doğarsınız, büyürsünüz, küçülürsünüz, ölürsünüz. Vivaldi’nin Dört Mevsim’i gibi.

Palindromlar sevmek ile nefret etmek arasındaki gelgitleri de içinde barındırır. Hiç tanımadığınız insanları sevmemeniz için herhangi bir sebep yoktur. İlgi duyduğunuz insanların bir kısmını sevmeye başlarsınız, ilginiz arttıkça tanımayı derinleştirirsiniz. Çoğu zaman bu etkileşim de simetriktir. İlişkilerin karşılıklı yoğunluğu da palindromik kademelerde gerçekleştiğinde işte buna amiyane tabirle “frekans tuttu” deniyor. Gidiş yönünü bozmadığınızda, tanımayı sürdürdüğünüzde ise kusurlar göze batmaya başlar. Başta mükemmel gelen insanın önce bazı küçük şaşkınlıklarını, sonra büyük salaklıklarını görürsünüz ve en sonunda kabul edilemeyecek kusurları taşıdığını idrak edersiniz. Sonunda ilişkiniz başladığı yere döner; yokluktan yokluğa. Bu birkaç satırlık süreç bazen birkaç gün veya saat, bazense birkaç on yıl sürer. Palindromik süreçlerin farkındalığı Pi sayısının tekrarsız sonsuza gittiğini anlamak kadar zor olabilir. Ben buna palindromi diyorum; hayat katlama sanatı.

Eğer sayılara gizemli anlamlar yükleyen biri değilseniz, ilgilendiğiniz tek şey sayıların arasında bulunan aynı anda hem statik hem de dinamik ilişkiler yumağıdır. Sayılar keşif midir, icat mıdır tartışmasına girmek beni aşar. Belki evrenimizdeki her akıllı yaşam formunu bile aşabilir, emin değilim. Ancak, sayılar arasındaki ilişki sanırım evrendeki en saf, en sağlam, en köklü ilişkidir. Palindrom oluşturduklarında dahi sonsuz olasılıktan sadece birini temsil ederler. Evrende ne şekilde doğabileceğim elimde olsaydı herhalde bir sayı olmayı seçerdim. Sayı derken, sayı gibi sayı yani; parametre filan değil. Belki o zaman palindromi beni bu kadar yormazdı.

Bu palindromik takvim tarihinin üstüne böyle meymenetsiz bir yazıyla çöreklendiğimi düşünüyorsanız, unutmayın takvime ismini veren de bizleriz. Gerçek palindrominin ne zaman, nerede, nasıl, niçin, ne veya kiminle başladığını kim biliyor ki?!! Bir derenin suyunun ilk damlasının oluşması ile denize karışmasının ayırdına hangimiz varabilir. Vivaldi’nin hangi mevsimini, hangi sırada dinlemek istersiniz?

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

About devrimyalcin

devrimyalcin@hotmail.com
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.